Evet, sevgili Akademi yine yaptı yapacağını ve kendine yakışır! şekilde dağıttı ödülleri. Bazı kararlarını anlayabilsem de hala bir çoğuna anlam veremiyorum. 4 dalda ödül kazanarak No Country For Old Men geceye ağırlığını koydu, çok da hak etmese bile. İşte kazananlar ve olayın bencesi.
En İyi Film : No Country For Old Men
Dün akşamki tahminlerimde de belirttiğim üzere Oscar alacak kalitede olmayan bu filme Akademi sadece içinde barındırdığı bir iki söylem ve eleştiri yüzünden bu ödülü layık gördü. Zezinlemiş olduğum şey gerçekleşti ve Akademi kendi ağız tadına uygun filmi seçti, en güzel olanı değil.
En İyi Yönetmen: Ethan Coen & Joel Coen - No Country For Old Men
Ben filmi seçmezler ancak Coen kardeşleri ödüllendirerek en azından “bakın sizi es geçmedik” derler diyordum, ancak Akademi bu dal da olmak üzere toplam 4 dalda ödül verdi bu filme.
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis - There Will Be Blood
Bunu da farklı seçselerdi sanırım artık Oscar gözümde çok değersiz bir ödül olmuş olacaktı.
En İyi Kadın Oyuncu: Marion Cotillard - La Mome
Camia için sürpriz olmuş, bense şaşırmadım. Hatta üstüne basarak belirtmiştim boşuna Cate Blanchett beklemeyin diye zira Marion Cotillard akıllara ziyan bir oyunculukla filmi götürmüş, adeta izleyenlere Edith Piaf geri döndü dedirtmişti.
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Javier Bardem - No Country for Old Men
İçimin cız ettiği an buydu, aslında içten içe Akademinin Casey Affleck gibi bir isme Oscar’ı zor layık göreceğini, Bardem gibi farklı bir kişinin daha yakın olduğunu hissediyordum ancak alması gereken kişinin Affleck olduğunu düşündüğümden tahminimi Barde yönünde kullanmamıştım. Çok fazla eleştirilecek bir karar değil, zira Bardem de son derece güzel bir oyunculuk sergilemişti.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Tilda Swinton - Michael Clayton
Hayır hayır, ben hala ödülün hakkının Saoirse Ronan’a ait olduğunu düşünüyorum ancak hem çok küçüktü hem de Akademi bu sene Atonement’ı görmezden gelmek istemişti.
En İyi Senaryo: Diablo Cody - Juno
Başka yerlerde ödül almış olmasına rağmen benim pek tutmadığım bu filme Akademi de en azından bu ödülü layık gördü.
En İyi Uyarlama: No Country for Old Men - Joel Coen & Ethan Coen
Akademi bir filmi ön plana çıkartmak istiyorsa ödül verecek dal onlar için illa ki bulunur. Hadi Le Scaphandre et le papillon filiminin o güzel yönetmenine ödül verecek cesaretiniz yok, bari uyarlama dalında bir şeyler yapın. Ama Akademi asla kıyak geçmez!
En İyi Animasyon: Ratatouille
Şaşırtmadı.
Tüm liste için burayı veya şurayı kullanabilirsiniz.
Bu sene 80. yılını kutlayan Akademi son zamanlardaki gibi eski tas eski hamam. Yine bildiklerini okumaktalar ancak sinema camiasında daha prestijli! bir ödül bulunmadığından herkesin gözü seneye yine bu ödül töreninde olacaktır.
Popularity: 9% | 2,404 kez okundu
Kazananların açıklanmasına saatler kala geç de olsa ufak bir değerlendirmeyle beraber tahminlerimi aktarayım. Akademiyi anlamak ve seçeceklerini tahmin etmek çok güç. Kendileri senelerdir mutlaka bir yerlerde ilginç tercihler yapıyor, böylelikle hiç akıllara gelmeyen sonuçlar çıkabiliyor ortaya. Mesela benim için Tim Burton ve Johnny Depp’in hala heykelcik sahibi olmamaları bile Akademiye içten içe nefret duymama yetiyor da artıyor bile. Bu nedenle yazıda Akademi muhalifliği göreceğinizi anlamışsınızdır.
Kar yağar bazen acıların üstüne, örter, gizler. Unutur insanlar, hatırlanmaz sanırlar. Gün gelir yağmur yağar, rüzgâr olur, dağıtır o beyaz libası ve altındaki gerçek ortaya çıkar, insanlar hatırlar. Acının asıl sahibidir derinden etkilenen, diğerleriyse birer figüran. Öderken birileri bedelini, susuzluğu dinmez, içtikçe susar, susadıkça öder vebalini.
Evet, Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street bu tema üzerine kurulu diyebiliriz. Kısacası unutma, affetme! Yazıya başlarken hemen belirtmeliyim ki film müzikal türünü sevmeyenler için itici gelebilir. Benim içinse güzel bir deneyim oldu. Tam bir Tim Burton ve Johnny Depp hayranı olduğumdan, bu ikiliyi uzun süredir izlemediğimden, vizyona girmeden önce bir kaç tane olumlu yorum yazısı okuduğumdan film benim gözümde 3-0 önde başladı. Bu nedenle hakkaniyet sınırları içerisinde bir değerlendirme yapmam mümkün değil, kısacası yorumum objektif olmayacak.
Biraz hikâyenin temelinden bahsedelim. Sweeny Todd 1750 civarlarında İngiltere’nin Londra şehrinde, zamanın fakirliği ve çürümüşlüğünün göbeğine doğmuştur. Berber çırağı olarak başladığı meslek hayatına hırsızlık suçundan ötürü henüz çocuk denilebilecek bir yaşta, daha 14 yaşındayken ara verir. Cezasını çektikten sonra geriye döner, kıskançlığından ötürü ilk cinayetini işler ve izini kaybettirir. Daha sonra Fleet caddesinde bir berber dükkânı açar ve icraatlarına burada da devam eder. Suçunu gizlemek içinse Bayan Lowett isimli bir dulla beraber görünür ve ahaliye olan bitenleri hissettirmez. Bayan Lowett’in hikâyedeki önemli bir diğer rolü ise, Todd’un öldürdüğü kişilerin etlerini, yaptığı böreklerine malzeme yapması ve bunları bir güzelce satmasıdır. Todd’un takriben 160 kişiyi katlettiğinden bahsedilmekte. Bunu yapmak için kullandığı malzemeler elbette tıraş yaparken kullandığı değerli koltuğu ve en iyi dostları olan usturaları. İşi bittikten sonra koltuk bir anda geriye doğru katlanır ve kurbanımız bodrum katına düşer, bir başka deyişle böreklere malzeme olacağı ve pişirileceği yere. Zaten Todd’un yakalanmasına da burası neden olmuştur: Çürümüş et kokusunun yayılması!
Popularity: 7% | 891 kez okundu




