Arşiv : Internet Kategori
Günümüzün en iyi web mail servislerden biri olan Gmail şüphesiz bir çok özelliğiyle kendisini bize aşık ettirmeyi biliyor. Ben dahil çevremdeki bir çok insan bu servisi severek kullanıyor. Gelecekte bir zamana gidelim ve hep beraber bir sabah kalktığımızda Gmail hesabımızın kapatıldığını düşünelim. Anında web dünyasından kopmuş oluruz (bazılarımız için). Peki neden kapatılmış olabilir? Digital İnspiration sitesi bir kaç nedeni açıklamış, bunlar kısaca şu şekilde:
- Eğer Gmail’inizi Pop veya IMAP üzerinden erişiyorsanız, aynı anda sadece 100 kişiye mesaj atabiliyorsunuz. Bu sayıyı aşarsanız hesabınız kapatılır ve “550 5.4.5 Daily sending quota exceeded.” hatası ile karşılaşırsınız
- Gmail’inizi tarayıcı üzerinden kullanıyorsanız, yani Firefox, IE gibi o zaman aynı anda 500 kişiye birden mesaj yollamanız mümkün olmayabilir. Eğer bir kişiyi daha eklerseniz, hesabınız muhtemelen kapatılacaktır (24-72 saat) ve şu hatayla karşılaşacaksınız: “Gmail Lockdown in Secton 4″
- Her zaman göndereceğiniz mail adreslerini iki kere kontrol etmekte yarar vardır. Eğer mail adresinde bozuk karakterler varsa ya da aşırı uzun ise hesabınız yine kapatılabilir.
- Bu son uyarı belki doğru olmayabilir, önemsiz de sayılabilir. Eğer Gmail hesabınızı 9 ay içinde kullanmadıysanız muhtemelen hesabınız yine kapatılacaktır ve içindeki tüm mail’ler silinecektir. Bu sefer mail adresiniz yeni hesap alımlarında da müsait olacaktır.
Gördüğünüz gibi istemeden bile bazı sorunlara neden olabiliriz. Bunların hiçbirini Gmail’in daha önce söylediğini ya da belirtiğini hatırlamıyorum. Fakat yine de dikkat etmekte yarar var.
Popularity: 10% | 1,218 kez okundu
Mozilla Firefox‘un başarısının ardından ne yazık ki Thunderbird de aynı oranda geliştirici kaybetti ve biraz ilgiden yoksun kaldı. Geçen zaman içindeki ana geliştiricilerden bazılarının çıkması da işi daha kötü yapmıştı. Bu yüzden Mozilla Şirketi Thunderbird’ü tarihin gömülü sayfalarına göndermemek için yeni bir şirket kurdu ve sadece Thunderbird ile ilgilenmeleri için talimatta bulunmuştu. Bu yeni şirket’in adı “MailCo” oldu ve şirketin başına da eski ActiveState çalışanı David Ascher getirildi. David Ascher’in bu yeni görevindeki misyonu sadece yeni geliştiriciler bulup Thunderbird’ü daha iyi hale getirmek değil, aynı zamanda daha iyi bir ticari plan kurup kendi ayakları üzerinde durabilmektir.
Thunderbird’ün çok kullanılmamasının sebebi ise eksik bir ajanda özelliği ve işini görmeyen bir arama özelliği katmanıdır. Maalesef bu iki özelliğin olmaması yüzünden kullanıcıların çoğu başka alternatiflere yöneliyorlar, örneğin Windows cephesinde Outlook, Linux cephesinde ise Kontact + Kmail ikilisi, Evolution gibi. Ayrıca Google Calendar + Gmail gibi ikililerin de gelişmesi ve iyi özellikleri sunması Thunderbird’e eskisi kadar ihtiyaç duyulmadığını gösteriyor.
David Ascher yeni kurulan firma sayesinde bu eksiklikleri giderek Thunderbird’ün eski ününe kavuşacağına inanıyor. Ayrıca kodların tümden optimize edilmesi ve düzenlenmesinin gerektiğine inanıyor. Thunderbird 3‘de Lightning üzerine kurulmuş bir ajanda olacağını ve daha gelişmiş arama özelliğinin bulunacağını da belirtiyor. Thunderbird 3′de beklenen yeni özellikler bir Wiki sayfasında da yer alıyor.
Daha fazla bilgi için kendisi tarafından ele alınan ve mail-listelerine yollanmış bir e-posta’yı okuyabilirsiniz.
Bana göre Thunderbird’ün eskisi kadar kullanılmamasının iki tane ana sebebi var. Bunlardan ilki şüphesiz Web 2.0 furyası ile gelen her şeyi ‘çevrimiçi’ yapabilme kapasitesi ve ikincisi olarak da Mozilla şirketinin tüm dikkatini Firefox’a vermesidir. Daha önce bahsettiğimiz Mozilla Prism’de de görüldüğü gibi Gmail + Prism ikilisi ile enfes şekilde işleyen bir hayali ‘masaüstü e-posta istemcisi’ kurabiliyoruz. Önümüzdeki aylarda Thunderbird ile olan gelişmeleri yakından takip etmek lazım. Umarım Thunderbird’ün gelişmesi Firefox’un başarası ile ters orantılı olacak şekilde gelişmez.
Popularity: 10% | 1,169 kez okundu
Web 2.0 furyası hayatımızı kasıp kavurmaya başladığından beri İnternet alışkanlıklarımız da değişti. Eskiden durağan sayfalarla gezintimizi yaparken bu durum son zamanlarda sosyal içerikli ve dinamik sitelere kaymış durumda. Her geçen gün, bir şekilde yeni bir platform daha patlak veriyor. İnsanlar buralarda çeşitli şekillerde bağlantı kuruyorlar, paylaşımda bulunuyorlar, yazıyorlar, yorum yapıyorlar, kısacası ‘kendilerini ve yapabildiklerini gösteriyorlar’. Peki bu yapılanlar ne kadar kalabalık bir kitleye ulaşıyor? Sadece o platformun üyelerine mi, üyelerin çevrelerine mi, yoksa tüm dünyaya mı? Her platform bu kadar başarılı olur mu bilemiyorum ancak [tag]Youtube[/tag] bu işi hakkıyla yerine getiriyor. Son zamanların en güncel ve en güzel örneklerinden birisi ise Marie Digby. Kimdir, ne yaptı, nasıl meşhur oldu?





