Şu anda gezdiğiniz etiket mafya.
Film eleştiri ve incelemelerini çok takdir ettiğim, değer verdiğim birisi; “The Untouchables - Dokunulmayanlar‘dan bu yana böylesine güzel gangster filmi izlememiştim” mealinde bir şeyler söylemişti. Bu cümle filme gitmem için yetti de arttı bile. Sinema çıkışında ne kadar da haklıymış dedim kendi kendime. Üstüne ben de “Blow‘dan beri uyuşturucu konusunda bu kadar güzel bir başka film izlememiştim” diye düşündüm. Hemen yazının başında söyleyeyim, neresinden bakarsanız bakın Amerikan Gangsteri muazzam güzellikte bir film. Her şeyden önce gerçek bir hikâyeye dayanmakta ve filme konu olan karakterler hâlâ hayattalar. Kaldı ki filmde geçen hikâye öyle böyle değil, ciddi anlamda Amerika tarihinde yer etmiş bir hadise. Nedense böyle gerçek ve etkili hikâyeler sinemaya güzel aktarılmakta. Örnek vermek gerekirse az önce bahsini ettiğim Blow yine Amerika tarihinde uyuşturucu konusunda harikalar! yapmış bir şahsiyetten bahsediyordu ve son derece güzel bir filmdi. Yine bir başka gerçek hikâye olan Zodiac filmi de insanı alıp götürüyordu o devrin yıllarına ve yaşananlara. Farklı bir coğrafyadan örnek vermek gerekirse, Kore’ye uzanıp Memories of Murders filimine bakarsak insan aynı hazzı hissediyordu ve filmin kapanışı çok anlamlıydı. Hatta diyebilirim ki bu türdeki filmler arasında en doğal ancak en etkili kapanış kendisine aittir zannımca. Evet ne demiştik, The Untouchables’dan beri izlenebilecek en güzel gangster filmi Amerikan Gangsteri olsa gerek. Hemen buradan Brian De Palma‘ya bir selam çakıp, filmin afişinin yine bir De Palma filmi olan Scarface‘e ne kadar benzediğini fark ettirerek geçelim yorumlamaya. Her zamanki gibi hatırlatayım, filmleri izlemeden önce ’spoiler’ istemeyenler yazıyı okumasınlar.





