Sıla ve Türk Dizileri


Ülkemiz televizyonlarında oynayan diziler neredeyse belirli bir formata girdi. Son birkaç yıl içerisinde oynayan dizilere baktığımızda aralarında farklı içeriklere sahip olanları görmüş olsak bile, günümüz itibariyle devam eden diziler, açıkçası bana birkaç yıl önce oynamış ve reyting almış dizilerin birer kopyaları olarak gözüküyor artık.

Bu Cuma biraz Lost’un gizemli adasından, Heroes’un evrim geçiren dünyasından ve Ghost Whisperer’ın yas tutanları iyileştirmesinden uzaklaşıp Sıla dizisini izledim. Daha doğrusu denk geldim. Yanımdakilerin diziyi anlatmalarıyla beraber konuyu yakalamam zor olmadı. Zor olacağını pek te düşünmüyordum.

Kafamda ilk olarak bu dizinin Asmalı Konak dizisinin bir kopyası olduğu belirdi. İstanbul’dan gelen kızı canlandıran Bahar değildi belki ya da üniversite okumuş ağamız Seymen değildi. Mekanımız Kapadokya yerine Mardin olarak geçiyordu. Açıkçası dizi içerisinde başrolde yer alan unsurlar (esas kız, esas oğlan ve mekan) bana geçmişte başarı sağlamış bir dizinin kopyası olarak gözüktü. Konu olarak evet biraz daha farklı bir konu işliyor Sıla. Berdel ve akabinde oluşturduğu dünyayı aktarmaya çalışıyor.

Berdel: Kızı ve oğlu olan iki ailenin anlaşarak arada başlık parası olmadan çocuklarını evlendirmeleriyle gerçekleşen olaydır. Daha çok Doğu ve Güneydoğu’da uygulanır.

Ancak kanımca Asmalı Konak’ın başarısını oluşturan unsurlar sadece ana karakterler değildi. Konak’ta devam eden hayatın içerisinde, herbiri başlı başına bir karakter olan oyuncu kadrosu vardı. Böylelikle sadece başroldeki esas kız ve oğlana bağlı kalmaksızın dizinin gidişatı içerisinde çeşitlemeyi çok daha güçlü sunabiliyordu. Bunlara örnek olarak konak mutfağındaki diyalogları, gençlerin hayatlarındaki dalgalanmayı, istanbul bölümlerini ve hikayeye etki eden yardımcı oyuncularını sayabiliriz. Sıla’da en büyük eksiklik bu gözüküyor. Gördüğüm kadarıyla dizi neredeyse iki kişi üzerine kurulmuş. Buradan yola çıkarak bu kadar bölüm hangi hikayeye göre devam etti. Ya da bundan sonra hikaye nasıl zenginleşecek diye merak ediyorum.

Tabi tüm bunlar diziyi yapan,yöneten ve oynayan kişileri tebrik etmemizi engellemez. Midyat’ta daha farklı bir mozaik içerisinde her hafta oynayan bir dizi üretmek gerçekten kolay bir iş olmasa gerek. Konusunun ileride kısırlaşacağını düşünsem bile Mardin evlerini ve arada Hasankeyf’i daha yakından görebilmek için ideal görüntüler sunuyor. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Yönetmen: Gül Oğuz
Senaryo: Sema Ergenekon, Eylem Canpolat

Oyuncular: Cansu Dere, Mehmet Akif Alakurt, Zeynep Eronat, Menderes Samancılar, Fatoş Tez, Fatoş Sezer, Muhammed Cangören, Kartal Balaban, Devrim Saltoğlu, Cemal Toktaş, Boncuk Yılmaz, Tayanç Ayaydın


Feedback

  Comments: 7


  1. hayatımda gördügüm en yakışıklı erkek manken.KEŞKE ONUN GİBİ BİR AĞABEYİM OLSAYDI….


  2. diziyi çok beğeniyorum ve başarılı buluyorum ve dizinin tiryakisiyim boranla sılayı birbirlerine çok yakıştırıyorum mehmet abi daha önce nerdeydin seni kimse keşfedememiş mi cansu aplamıza zaten laf yok o benim en sevdiğim manken ve oyuncu aplam sıla dizisi keşke hiç bitmese ama her güzel şeyin bir sonu vardır ama sıla dizisinin sonu olmasın dizideki herkese başarılar diliyorum gerçi başarı dilememe gerek yok zaten hepsi çok ama çok başarılar sizleri ekranda görmekten çok mutlu oluyorum sizleri çoooooooooooooooooook seviyorum sizlereen cevap bekliyorum derbeder-33_65@hotmail.com msn adresim sizleri çok öpüyorum


  3. yeni sezon yine başladı. ve güzel diziler oldugu kadar cok kotu dizilerde mevcut.


  4. ben sizler gibi düşünmüyorum ben sılayı beğenerek izliyorum bu zamana kadarda hiç bir bölümünü kaçırmadım konusu bence gayet anlamlı doğuda kadınların hiç bir hakkı olmadığını kadınların hep ezildiğini ne istedikleri sorulmadan sevip yada sevmemesi hiç önemlideğil hiç tanımadıklarıyla evlendirildiğini anlatıyor bunlar gerçek bunları hala yaşıyoruz doğu ve güneydoğuda biz bunlardan uzakta olduğumuz için boş geliyor ama ordaki insanların neler yaşadığını sıla çok güsel anlatıyor


  5. 10 tane diziye harcanan para yerine 1-2 tane düzgün, senaryosu geniş, kurgusu yerinde güzel çekilmiş dizi sunulsa güzel olur. Hatta o kadar para harcamaya bile gerek yok. Bkz. Yaprak Dökümü. Bu dizi gerçekten güzel bir dizi. İnsanlar replikleri de bıraktılar nerdeyse bakışlarıyla oynuyorlar.


  6. Sıla’ya evde uzun bir süre katlanmıştım. Açıkçası televizyonun önünde yapılacak en büyük işkencelerden biriydi. Ama baktım olmuyor bende başladım dizide ki güzel(!) anları ele almaya. Öyle bir hal aldı ki artık evde bu diziler komedi dizilerine dönüştü ama, komedi TV’de değil evdeydi:).
    Birde şu gereksiz uzatmalar yok mu ah anam ah. Nasılda onca insan bunlara tahammül edebiliyor hayret doğrusu. Bu dizileri izleyince kendimi enayi yerine konmuş gibi hissediyorum. Daha çok fırın ekmek yemeleri gerekiyor(mu), tabii kalite için.j


  7. Katılmamak elde değil alper abi. Ben izlememe’ye gayret ediyorum, ama yine de akşam aile ile berabee otururken, ister istemez, aile bireyleri izlemek istediğinden, bizde biraz katlanıyoruz bunlara :)

    Birde ben başka bir noktaya değinmek istiyorum. Özellikle, örneğin 13 bölümlük bir dizi, Türk dizilerine gelince 26-30 bölüm oluyor. Ama içerik olarak aynı. Çünkü Türk diziler’nde gereksiz yere her türlü Diyalog uzatılımış, Oyucunların bakışmaları 1-2 dk vs,.. de baya uzun. Bunun da tek sebebi para. Çok olunca, daha iyi olur düşünmelerine karşın, az ama öz mantığını işlerlerse bence daha mantıklı olacak.

Your feedback